Ekşi Sözlük'te güzel bir girdi gördüm geçen, ki bugünkü günde nadirdir, ve burada da saklamak istedim silmeden. Yedi Sekis Hasan Paşa'nın ölümüne düşülen bir tarihi aktarmışlar. Kendisinin ümmi olduğundan imza olarak eski harflerle yedi sekiz yazıverdiğini, ki biri yukarı biri aşağı bakan iki tabansız üçgenden ibarettir, ve o yüzden böyle tesmiye olunduğunu biliyorum. Benim evvelen bilmediğim üzere pek şedit, sürekli sokakta sopalayacak serseri soran, serserisi çıkmayınca da düzgün adamlara da dayak atan bir herifmiş belli ki. Şair Eşref'in düştüğü tarih şu (nadan kolay okusun diye medli kelimelerin Türkçe olanlarına şapka koydum ama böyle de kurmanci yazıyoruz gibi oldu :/):
Şimdi ben bunu yalnızca güzel hicviye diye almadım. Öyle ki, son satırdaki tarihin hesabını dahi yapmayacağım. İlgilendiğim kısım herife ayı diye hakaret edişlerinin arasında cehennemde nasıl dövüleceğini anlattığı satırdaki aliterasyon. Hemen tamamen Türkçe olup ses uyumuna yardım için bir kelimecik Farsçaya itale-i dest etmiş. Bunu okurken aklıma Firdevsi'nin şu iki beyti geldi Şahname'den:
Ben bunu ilk bir televizyon programından "İşte İran şiirinin gücü ve kalitesi, aliterasyona bakınız!" diye duymuştum. Vallahi ben ağzımı en aça yaya okuyuşumda dahi bunun telaffuzu yukarıda verdiğim satırcık kadar tumturaklı kılamıyorum. Yani demem o ki, sidik yarıştırmak gibi olmasın ama, benim lisan-ı azb'ül beyanımın yanında batısı ayrı doğusu ayrı bok yemiş.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder